Universite yıllarından milyon kere duyduğum, etrafımdaki çok kişinin
okuduğu ama benim bir türlü okuyamadığım The Collector. Kapaklarına
kelebek fotosu olan kitaplar hep baska bir cazip geliyor bana. Şimdiye
kadar karşılaştığım kelebek kapaklı kitapların hiç biri “off, zaman
kaybı” olmadı. Hepsi ayrı güzeldi, iyi ki okudum dedim hepsine. Ve uzun
zamandır sahiö olduğum kitabı sırf bir az da blog sayesinde okudum.
Her sayfasından zevk aldım. Psikolojik sorunu olan bir erkek - ve
hayallerini okşayan bir kız - Miranda. Sırf kıza sahip olmak için onu
kaçırıyor ve her kesten uzak bir evde tutuyor. Hiç bir şey yapmıyor,
sadece sahip olma duygusundan tatmin oluyor.
Kitabın yarısı adamin dilinden, obur yarısı kızın günlüğü halinde
yazılmış. Son sayfalarını yine adam yazıyor ve şok bir sonluk. Şimdi
bazılarınız “hayıııırrrr, yazmaaa, kendim okumak istiyorum” diyor amaaa,
yazmazsam çatlarım :D Zaten bütün şok sonda. Sayfa elimde kaldım, hani
dilimden sözcükler dökülemiyordu o derece şok olmuştum. “aaa, nasıl yaa,
oha olamaz ki böyle, bitemez böylee, cidden mi bittiii???”” dedim
sonda, hatta öle tepki vermişim ki, bütün ailem “aa kitabın mı bitti?”
diye yanıt verdi.
Neyse demicem sonunu, kendiniz okuyun :)
Bu kitapdaki cumlemi ise rusca okudum, ama umarım doğru çevire bilmişim. Tek cümle ama çok şey anlatıyor.
"İki insan sahrada bir biri ile beraber, beraber ola bilecekleri bir vaha da ararlar."
P.S. Kapaklarini da cok sevdim :)





No comments:
Post a Comment